Ana Sayfa

sana korkmaman gerektiğini ben söyleyemem.. 31Ara10 | 0

yön kışkırtır
dahiliye içerir
kan nakli değişimi haber verir.
yön korkutur
karşıt ve taraf adleder kendini
kontrolsüz damlar
akmadan.
yön korkutur
siner; toplar tüm damarlarını sağ yanağına,
sindirir.
yön durdurur
atadır ve erkildir o’nca…
sağ elini kanatır.
yön devirir
farkındasızlık o’nlarca…
devriltir evrilene dek
evrenin dip kuyularında.
yön öfkelendirir!
galonlarca çarpar alyuvarlarını zincirli duvarlarına
o’nca birikimini…
yön haykırır!
ünlemlerini fırlatır kıtalar arasına.
yön reddeder!
okyanusun ve uzayın birlikteliğini,
her nasılsa.
ve kanamalı
ve yaralı…
yön
çoktur azdır
yön yöndür işte
peşindeyken…
seviştikten sonra yorulur…
yorulur…
yorulur…
ve yorar…
yön yorar
ata ve erkil o’lanı…
tek o’lanı;
kendini tek sayanı..
kendini seçkisiz bırakanı..

parmaklar için epilepsi nöbetleri şart !… (aralıklı patlamalı) 31Ara10 | 0

…ve trenlere binerlerken, uzaklaşırken, yakınlaşırken, inerken ve inerken, -dıştan güdülenmenin içsele aktarımı: otomasyona alınmış motivasyonel ve sanrısal kalıplar-  ve yalnızca birincil gereksinimlerine güdüsel -en çok birincil, en az ikincil: yabanıl ve yabancı, en çok egoya- aynı rotayı aynı uyaranları takip etmekte sakınca görmeden sürdürürlerken gökyüzünü dahi farketmeden, arkadan itişli motorik suretler…

hep aynı trendeler.

sırada hızlı tren projeleri yepyeni tanıtımlarla.
sığabilsinler yeter ki küçük yaşam deliklerine harfi harfine.

“ama”lar bir karşı duruş, karşı bakış, bin karşı sorunun tepe gözüyken, şikayet formuna gömülmüş otomasyon dahilinde…

canımızdır, ciğerimizdir otomasyon!

kaç yaşındaydı bu tren?
kaç yaşında ölmüş bu tramvay ve geçidi?

-”bunu da al başımdan,” dedi marangoz, içinde çırağın cansız yattığı sandığı göstererek. (b. vian)

bir kaç amnezik saydım avucunun dibine… 31Ara10 | 0

konfobülasyonlarına zıplıyorlar senkronize,
duyduk…
üstü çizilen zamanlar;
bir an dejavu
çok an amnestik
anterogradlarına pastalıyorlar simultane,
duyduk…

sıra sıra 31Ara10 | 0

sinsi sinsi kahkalarda kulakları, tamamen kapalı.
o kadar gürültülü, çığırtkan ve halsiz ki,
o derece bomboş bir uzay.

içinde bir yerlerinde kimi zaman yaşamını sürdüren tını, mını.
karanlığının mikro tanecikleri bitmez tükenmez(gitmesin),
an olursa,
makroya dönüşürse,
ardından yine dön-gel…

zihninin karıncaları hapur hupur, karınca yiyenlere karşı.
atabilirse kiplerini çöp tenekelerine parça pincik,
oralarında saklayabilirse…

hatırına…
ara sıra...

dinleme: duyma 31Ara10 | 0

dile zoraki yapışmış tanecikleri
topla: sivri keskin uçlarını çıkara batıra cımbızı
..
kemirmesin
..
mıknatık kanlar bezenmiş keyfine kahkahalaşırsın
içmesen de vampirini
kel gözler…
koy: ayracı boynunun şah damarına
cisminin teranelerini oraya şuraya
bilince akan kanlar ego dansında
düş: her günü kutsala…
bokun içine bata çıka…
bata…çık..

..
ziyafet

..
bat: kal orada!!!
dinlen: dinlemeden…
-kurtar beni! kendinden de, benden de. öyle davran ki, artık birbirimizle uğraştan vazgeçelim, ben de sana karşı daha uysal olayım.

aşırı sarhoşluktan ve dünyayı unutmuşluktan yorgun, solgun. yan yana yürüyerek geldiler ve önlerine baktılar; oyunda, gülmekte ve uykuda olduğundan çok birbirinden uzaklaşmış olarak. sonra yukarıda dilsiz kucaklaşmalar; ne kanuna karşı gelerek ne de ona uyarak yapılan dilsiz ödevler. ama uzun uzadıya değil. değil artık uzun uzadıya.

-ben duygularımı soydum ve giyisilere soktum.
-için mi söylüyor bunu bana?
-içim! durup dinlenmeden aradım, uzun yıllar araştırdım, ama içimde bir kimseye rastlamadım hiç bir zaman.