yön kışkırtır
dahiliye içerir
kan nakli değişimi haber verir.
yön korkutur
karşıt ve taraf adleder kendini
kontrolsüz damlar
akmadan.
yön korkutur
siner; toplar tüm damarlarını sağ yanağına,
sindirir.
yön durdurur
atadır ve erkildir o’nca…
sağ elini kanatır.
yön devirir
farkındasızlık o’nlarca…
devriltir evrilene dek
evrenin dip kuyularında.
yön öfkelendirir!
galonlarca çarpar alyuvarlarını zincirli duvarlarına
o’nca birikimini…
yön haykırır!
ünlemlerini fırlatır kıtalar arasına.
yön reddeder!
okyanusun ve uzayın birlikteliğini,
her nasılsa.
ve kanamalı
ve yaralı…
yön
çoktur azdır
yön yöndür işte
peşindeyken…
seviştikten sonra yorulur…
yorulur…
yorulur…
ve yorar…
yön yorar
ata ve erkil o’lanı…
tek o’lanı;
kendini tek sayanı..
kendini seçkisiz bırakanı..
…ve trenlere binerlerken, uzaklaşırken, yakınlaşırken, inerken ve inerken, -dıştan güdülenmenin içsele aktarımı: otomasyona alınmış motivasyonel ve sanrısal kalıplar- ve yalnızca birincil gereksinimlerine güdüsel -en çok birincil, en az ikincil: yabanıl ve yabancı, en çok egoya- aynı rotayı aynı uyaranları takip etmekte sakınca görmeden sürdürürlerken gökyüzünü dahi farketmeden, arkadan itişli motorik suretler…
hep aynı trendeler.
sırada hızlı tren projeleri yepyeni tanıtımlarla.
sığabilsinler yeter ki küçük yaşam deliklerine harfi harfine.
“ama”lar bir karşı duruş, karşı bakış, bin karşı sorunun tepe gözüyken, şikayet formuna gömülmüş otomasyon dahilinde…
canımızdır, ciğerimizdir otomasyon!
kaç yaşındaydı bu tren?
kaç yaşında ölmüş bu tramvay ve geçidi?
-”bunu da al başımdan,” dedi marangoz, içinde çırağın cansız yattığı sandığı göstererek. (b. vian)
konfobülasyonlarına zıplıyorlar senkronize,
duyduk…
üstü çizilen zamanlar;
bir an dejavu
çok an amnestik
anterogradlarına pastalıyorlar simultane,
duyduk…
sinsi sinsi kahkalarda kulakları, tamamen kapalı.
o kadar gürültülü, çığırtkan ve halsiz ki,
o derece bomboş bir uzay.
içinde bir yerlerinde kimi zaman yaşamını sürdüren tını, mını.
karanlığının mikro tanecikleri bitmez tükenmez(gitmesin),
an olursa,
makroya dönüşürse,
ardından yine dön-gel…
zihninin karıncaları hapur hupur, karınca yiyenlere karşı.
atabilirse kiplerini çöp tenekelerine parça pincik,
oralarında saklayabilirse…
hatırına…
ara sıra...
dile zoraki yapışmış tanecikleri
topla: sivri keskin uçlarını çıkara batıra cımbızı
..
kemirmesin
..
mıknatık kanlar bezenmiş keyfine kahkahalaşırsın
içmesen de vampirini
kel gözler…
koy: ayracı boynunun şah damarına
cisminin teranelerini oraya şuraya
bilince akan kanlar ego dansında
düş: her günü kutsala…
bokun içine bata çıka…
..
bat: kal orada!!!
dinlen: dinlemeden…