kısır döndü yamaçtan düştü..
çürümeye yüz tutmuşken, uyanıverdi. kokuşmuştu ama. ihtiyacı olan epilepsi nöbetlerinden yalnızca bir atımlığı, ki en narini ve atak olanıydı o, kısa aritmik titrekliğiyle yanından teğet geçerken, uyuyakaldı, çürümeye az kalmışken…parmaklarının ve dudaklarının yarı aralığında soluyan tüketim farelerinin misyon hazırlıklarını düşlerken bilinçaltı odacıklarında, uyanıverdi…kan ve revan. kırmızının kıvılcımı çarşafın ucunda tütsüsünü süslerken adım adım ve sonra koşar adım yayılmaya başlamışken, yangın yerini sezebildi kirpiklerini yolarken. bitkinliğine aldandığı ilk an oyuna gelecek, uyuyacak. uyudu…elektrotların sinsi yürüyüşleri yalnızca kan emici vatozlarını yapıştırabilecekleri sanrısallara doğru yöneldiğinde, karabasan kuytu köşesinden açılarak savaş ilan etti. uykusunda uyandı…tüm gözeneklerinden özenle fışkıran kan damlacıkları…çürüme, kokuşmayı takibe aldı. kurtçuklar sabırsızca ve arsızca danslarını sürdürürken, hızla yok olan milyarlarca yok olmuşluk miladın ilanıyla başlamıştı…kendi ölümüyle karşılaştıkça..
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et