ah!…
“ah! bu tenin altında açılmış yaralarla…”
karanlığın dibine –aşağıya inen- merdivenlerimin basamakları sonsuza doğru döne döne kıvrılıyor acıyarak, çatırdayarak, çığlık çığlığa… sessiz karanlığımın dibine –dibe inen- merdivenlerinin sıradışı basamakları sonsuzluğa doğru kıvrıla kıvrıla dönüyor acıyarak, çıtırdayarak, ürpererek, çığlık çığlığa…
“bak yine burdayım…”
zifiri karanlığımın –aşağılara inen- merdivenlerinin koşar adım sensiz sessiz basamakları sonsuzluğa doğru büyük bir aşkla yarı ayık, yarım kafayla, ürpererek, acıyarak, çıtırdayarak döne döne gidiyor…
“bak karşındayım…”
kapkaranlık –en aşağıya inen- sessiz sensiz merdivenlerimin yarı çıplak basamakları sonuzluğa doğru büyük bir tutkuyla yarı dumanlı, acıyarak, çatırdayarak, ürpererek, düşe dalıp çkarak, gidiyor döne döne, iniyor….
“şaraplar yetmez, sabahlar olmaz….”
sessiz sensiz karanlığımın dibine – en dibe inen- kırık dökük merdivenlerimin-merdivenlerinin acayip derme çatma basamakları sonsuzluğa doğru ürpererek, yalpalayarak, düşe kalka, çatırdayarak, acıyarak dönüyor… döne döne gidiyor, iniyor…
“istemeye utandım. yine de benimsin sandım…”
sensiz sessiz karanlığımın –en dibine inen- soluk merdivenlerimin-merdivenlerinin acayip basamakları sonsuzluğa doğru büyük bir aşkla yarı ayık, büyük bir tutkuyla yarı dumanlı, yarım kafayla, düşe kalka, düşe dalıp çıkarak, açık yaralarla, ürpererek, çığlık çığlığa acıyarak, çatırdayarak, döne döne kıvrılıyor, iniyor…
“ah! bu tenin altında açılmış yaralarla…”
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et