pus…
“o kadar ‘pus’ ki herşey… hemen her(şey)kes…”
bir başlık düşünürken buluyor kendi kendini: “farkındalığı ertelemek için varoluşsal çırpınışlar”
otururken, konuşurken, gülümserken, somurturken didikliyor her bir yanını… “olmuyor artık, biliyorum” diyor. derken “üç kız bir adam” çıkageliyor puslu, karanlık, katıksız bir geceye…
“neden?”
“bilmiyorum…”
“neden?”
“bil-e-miyorum…”
“neden?”
“bil-me-sem…”
“nedennnnnn?”
“bilmek istemiyorum…”
“nasıl?”
“sokrates’in karısı…”
“ne?”
“yerdeniz, yerdeniz ve büyü…”
“…?”
“…”
“o kadar ‘pus’ ki herşey… hemen her(şey)kes… suskunluğunu koruyamamanın tarifi gelmez sıkıntısı…”
“farkındalığı ertelemek için varoluşsal kanat çırpınışları”
“neden?…”
“…”
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et