geceydi ve hava sıcaktı…
dingin, puslu bir akşamın mavi hüzmeli sema tonlamalarının altında, parmaklarımın iki arasında yanan, -boğaz üçlemesi- yandıkça tüten sigaramın dumanıyla ve soluğuyla süregiden keyif dolu, huzurlu bir geceydi ve hava sıcaktı…
okumaya yeni başladığım bir engin geçtan romanındaydı aklım: ilginç bir kurgu, keyifli bir serüven, psikoloji-psikiyatri kaynaklı zorlamasız kahramanlar…
yanı başımdaydı acıbadem likörü(-m) ve içinde “hava sıcaktı…” feryadıyla yavaş yavaş eriyen buzlar.
sevgilim karanlık göğün altında yarım ay ışığında bir veda partisinde fasıl yapıyorken, ona dair geçmişimi düşünürken bulmuştum kendimi, yakın bir gelecekte bekleyen 4. yıldönümünü hatırlarken…
bir heyecan nasıl dinginlik dolu olur?
onu düşünüyordum, düşündüğüm şey tam olarak oydu.
hissediyordum, seviyordum, heyecanlanıyordum ve dingindim…
dingin, puslu bir akşamın mavi-gri hüzmeli sema tonlamalarının altında, parmaklarımın iki arasında yanan, -boğaz üçlemesi- yandıkça tüten sigaramın dumanıyla ve soluğuyla süregiden keyif dolu, huzurlu bir geceydi ve hava sıcaktı…
kraliçem kendi halinde, prensim yanıbaşımdaydı…
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et