iki odalı karanlık
![]()
gecelerce süren, farkındalığın olmadığı bir arayışın, hüzüne boyalı duvarlara çarpışıyla sona ermesini bekleyen bir kadın, tek odanın karanlığının yeni yeni fakına varmıştı. iki odanın birden -ikisinin birden- açıldığı küçük holden geçmişti binlerce kez arayışını sürdürürken. bu arayışın sonsuza kadar süreceğinden emindi! birinci oda, hol, ikinci oda, hol, birinci oda, hol, ikinci oda, dış kapı -sonsuzluğa inen merdivenlere bakan-, karanlık, birinci oda, hol, birinci oda, hol, dış kapıdan sonsuz karanlığa adımlıyor ayaklarını.
-milyonlarca merdiven! inebilir miyim? inersem bu merdivenler nereye adımlar beni? geri dönebilir miyim? geri dönmek ister miyim? zifiri karanlığın içine dalabilir miyim?
düşünürken tüm bu karanlığı ve sonsuzluğu geri geri hole adımlanıyor farkında olmadan ayakları. iki oda ve hol döngüselliğini bir kaç saat daha evirmeye çevirmeye çalıştıktan sonra, bir şey ya da bir şeyler aradığının ama ne aradığının farkındalığının olmadığının ayırdına vardıktan sonra, iki oda bir holun puslu bir karanlık ve döngüsel darmadağın bir karmaşadan oluştuğunun ayırdına varmaya başladıktan hemen sonra, birinci odanın kapısının ardına kadar açık olduğunu fark etti. ve durdu. içeride koskocaman bir siyahlık vardı. geri geri birinci odadan hole geçiş yaparken, belki de tüm farkındalıklarını birinci odada bırakmak için ağlıyordu. ya da tüm bu karanlığın daha önce neden ve nasıl farkına varmamıştı. belki de asıl arayışı buydu; belki de farkına varamadığı bir farkındalığı vardı. savunmacı, itilmiş, reddedilmiş ama tam olarak yok edilememiş bir farkındalık.
holden ikinci odaya doğru geri geri giderken gözleri susuzluklarını dindiriyordu…
konuşmak ya da dinlemek istemiyordu.
kendini de alıp gitti sonsuz merdivenlerinin yanıbaşından aşağılara…
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et