giden kişinin ardından…
anlamlandırılması yorar insanı; kalabalık olan her boşluğun yorduğu gibi…
papatyaların sarı-beyaz selamladığı günler midir yoran, yoksa kırmızı karanfillerin tahammülsüz kokularının solunum cihazlarının her hücresine(!) yayılması mıdır? ya da kara delik gibi belirsizliklerle dolu olan ve aslında tam anlamıyla belirli olan o müstesna durum mudur? ya da yoğun yorgunlukların -sevgi ya da sevgisizlik yorgunlukları- yokluğundan/varlığından kaynaklanan bir tür yoksunluk krizi arkası bitkinliği midir? ya da -belki de- tüm iyi ya da kötü huylu duyguların en zamansız zamanda ortalarda dağınıkça dolaşması mıdır?
ya da anlatılan, görülen, bilinen ve anlatıl(a)mayan tüm duygusal dünyanın çabalı rahatlama süreci…
iyi bir boşluk kimi zaman; kişiye “sen” diyen ve “ben” dedirten…
kötü bir boşluk kimi zaman; yıpratıcı ve belki de tamamen yok edici ve yanılsamaların dolunayı…
zaman şaraba dönüştürecektir boşluğu, boşluk bir başka anlamla yer değiştirecektir…
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et