aşka borçlanmak
aşka borçlanıyorum her geçen gün evet; her geçen gün onu değil, onun yansımasını yaşıyorum onu var sayarken yok görerek…
aşkı her geçen gün ve hatta her durum yorumlamasında farklılaştırıyorum ve eleştiriyorum esnekliğini; şu aşk, bu aşk değil diyerek…
aşkın nesi var, nesi yok, nesi kör; yalnızca kişilere özelleştiriyorum umarsızca ve arsızca… ve diyorum ki “aşk, işte bu şekilde aşk ve aşk arsızca var arsızca yaşandığında…”
aşkın yaşına, soyuna, ırkına, rengine, boyuna, enine,… bakıyorum ayrı ayrı; tümüne, bütününe bakamıyorum, yapamıyorum: yaptığımda aşk’ı terkediyorum…
aşk’ın acımasızlığını ya da aşırılığını yaşıyorum farkında olmayarak; farkına vardığımda ihanet ediyorum: borçlanıyorum.
ihanetim intihara, borçluluğum öpücüğe dönüşüyor; aşkla başlayıp, aşkı bulamıyorum…
Aşkın bir çok tanımı beni içine almıştır okuduğumda. Ama en çok vuranı, en
çok yansıyanı ayna misali gönlümden bu satırlar oldu.
Gönlüne, ruhuna sağlık…
1 Şubat 2007, Perşembe |