şizofren mektup 4 (gerçek-lik)
Gerçekte, şimdi ne-ler oluyor? Beyinlerdeki, yüreklerdeki gerçeklik mi gerçek gerçek. Gerçekler kuruyor kurmaca gerçekleri; yaşıyorsan ebesin demektir. Her ebe gibi mızıkçılık da yapabilirsin. Ya da ebe değilmiş gibi yapabilirsin. Ya da, örneğin kağıt dağıtma sırası kendine gelen kişinin yaptığı gibi “kağıtları kim dağıtacak?” diye de sorabilirsin. Her oyuncu aynı zamanda kumarbazdır. Kendini koyar ortaya, bazen de kendi ile beraber oyundaşlarını da. Kaybetmeyi, kazanmayı düşünmez oyuncu.
Zaman, uzay algısı yoktur “gerçek” oyunda. Geçerli normlar, değerler silik bir dekordurlar; hem var olan, hem de yok sayılmaya çalışılan. Tıpkı, kırmızı başlıklı mavi kalemim gibi. Bu kalem bana oyun oynuyor gibi geliyor. Bazen o yazıyor sanki, ben değil. Ne zaman, nerede yazdığımı, yazdığını sormanın anlamlı olduğunu bilmek istemiyorum. Neyse ki unutkanım, saatsizim.
Şu anda çevremde, hatta benimle aynı masada oturanlara karşın, bu metnin yazılabilmesi sırasında bir ayna olsun isterdim karşımda; daha sonra bir düğmeye basıp şimdiki kendimi seyredebileyim diye. Kahretsin! İsteyen oldum gene. Kahretsin, çünkü oyunda “istiyorum” yoktur, olanlar istenir olsa olsa. İstemek oyunu bozmak, oyunbozan olmaktır çünkü. Yazamıyorum işte, artık yazamıyorum. Topu alıp, eve gidip, ağlayacağım şimdi. Belki oyuna katılırım gene, gene oyuna gelirim belki. Belki.
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et