şizofren mektup 1
Kural tanımaz olmak kuralsızlık anlamına gelmez; gelmemeli de. Olsa olsa karşı kurallar olmalı; olmalı da. Toplumsa ilişkilerin her biri kurallar dizisidir; beğensek de beğenmesek de.
Kişi –insan değil, kişi- kendi kurallarını “kendi” ilişkilerinde koymalı; kimi “anlarda” koyuyoruz da. Çünkü bu “anlarda” başkaları yoktur; olmamalıdır, olmamalıydılar. Ama oluyorlar; olmak istiyorlar. Oyun başkalaşıyor, yenidenleşiyor, evrimleşiyor. Oyunlarım-ız diyebileceğimiz, yaşayabileceğimiz “anlarda” oyunbaz mıyız, oyun bozan mıyız? Her iki durumda da oyun –bazen tek kişilik de olsa- oynanır. Çoğu kez tek kişi oyununu diğeriyle de –kendi kurgusu ile- sürdürür. Belirli bir anlamda acıyı oynamak ya da /ve palyaçoluk yapmak oyunu trajikomikleştirir. Böylesi tek tek yaşantılar, genellikle, çoğul yaşanır. Oyun da çoğullaşabilir, oyuncular da. Benim bizim onun dediğimiz, sandığımız oyunlar, artık bizi oyuna getirebilirler. Tehlikeli oyunlara gireriz böylelikle; kaçarken yaklaştığımız ya da yaklaşırken kaçtığımız oyunlardır bunlar. Hiçbir oyuncu oyunu oynarken rölünü önceden bilmez –bildiğini sananlar olabilir- , tuluat yapar, Mış gibi yapar.
Yorum yok
Yorum Yaz | Takip Et