Ana Sayfa

şizofren mektup gene 4 (kendim-sen)

Şimdi, evdeyim. Yazamayacağım.
Sen de yaz e mi?
Tüm soru işaretlerimi yanıtla, lütfen.

Kendimden ayırmak istiyorum kendimi. Hep artık bir yanım vardır benim; en sevdiğim yanım. Durup dururken durmaz, çıkıverir ortaya. Delirtir beni. Ama, dinginleştirir de beni. Ben şimdi hangi benim? Ben bana dedim ki, “Hadi evrimleş”. Peki ama ya evrimleşmek, evrimleşmek nasıldır? Söylesene darwin!

Sen de yazmışsın ve yazıyorsun şimdi (belki.)

Aynam, ayna gibi değilmiş gibi sanki.(bu cümlemi çok sevdim.) Sanki ben aynama arkamı dönmüşüm de yüzümü görüyorum, ya da yüzümü dönmüşüm de arkamı görüyorum. (rene margite’nin resmi gibiyim.) Dört köşeli iki üçgen gibi. (böyle bir üçgen çizilebilir.)

Uzun söze gerek yok artık. Seni seviyorum. Seni sevmeyi seviyorum ama, seni sevmeyi, seni yaşamayı, seninle olmayı, … biliyor muyum? Bilmiyorum.

Seni yalanlarla, ama yalansız seviyorum. Ben isa’yım. Her isa yahuda olmak ister bence. İşte ben de kendimi ele veriyorum. Unutma ve bil ki; yahuda isa’yı sevdiği için ele vermiştir.

Bugün 3 şubat değil. Neden yazdığım sayfalar hep yanlış tarihli. Ben yanlış tarihleri mi yaşıyorum. Yoksa zaman hep aynı ve sonsuz mu? Her soru işareti, her zaman soru işaretidir. Ayrıca her soru işareti sadece istenirse konur, ya da soru işareti kendisi gerekli yere konar. Bazen de görünmez. Bazen de görünmese de vardır. Soru işaretlerini bu nedenle severim. Seni de belki bu nedenle de seviyorum. Ama hangimiz soru işaretiyiz, bilmiyorum. Belki sadece birimiz, belki de ikimiz. Belki de soru işareti yokken soru işareti koyuyoruz ya da koyuyorum.

Şubat’ı sevmiyorum. Cümlelerimi bölüyor.

İyi ki 4 şubat’a geldi güzel kalemim. Ama güzel kalemim harflerimi güzel yazmıyor. Ama sana okutuyor, değil mi?

Her şeyi okuyor musun?
Yazayım mı daha? Daha ne yazayım?
Sus diyorum kendime, sana da konuş diyorum. Neden ki?
Kurbağa sesleri geliyor. Neyi çağırıyorlar ya da yaşamak için bu sesleri mi çıkarıyorlar?

Senin sevgilin var mı?
Üzdüğün, sevgilim dediğin sevgilini (?) niye üzdün?

Kırmızı başlıklı kalemim son iki cümlem için kızdı bana. Yazmamalıymışım. Ama o da suçlu, çünkü o yazdı. Aptal, sevgili kalem.
Bak ben aptal kalemime bile sevgili diyorum. İdiotlar da sever. Ziyalar da!
GÜLME!
Peki, hadi, sen gül, çünkü ben de gülüyorum.

Ne-ler yazdın bana? (!)

İşte en sevmediğim soru işareti iki satır üstte duruyor.

Ben belki de seni unutmamak için sevdim. Çünkü unutamadığım kişilerle, yaşantılarla yaşıyorum. Ama sen yanımdayken seni unutup, seni düşündüğüm anlar oldu.
Şimdi GÜL!

Senin olmadığın bir yere benimle gelir misin? Ben benim olmadığım bir yere benimle geldiğin yerde seni düşündüm şimdi.
Sakın GÜLME!

Bak ne komik adamım. Seni eğlendirmek istemem ama…

Bir dakika kalemim, rakım bitti.

Yazdıklarımı yazarken seni özlemiyorum.
Yazamadıklarımı yazarken seni özlüyorum.
Yani; seni özlemeyi özlüyorum ya da seni özlememeyi özlüyorum.

Galiba biraz sarhoş oldum. Yazım iyice çirkinleşti. Ama, ben değil. (?)
Sana birgün deniz coşkun’u anlatayım mı? (belki anlatmam.)

Seninle öpüştüğümüzde “güzeldi” demen gerekiyor muydu? (o gün sonra söylerim dediğim buydu. O gün söylemememin nedeni, şimdi söylememin de gereksiz olduğunu düşünmemdir.)

Artık yazmamalıyım galiba. Galiba. –Belki- daha da saçmalıyorum.

Çok kötüyüm.
Çok da mutlu-yum.

Gördün mü?

Yorum yok

Yazı ile ilgili yorumları en son yorumlardan başlayarak tarihe göre sıraladık.
Yorum Yaz | Takip Et

Yorumlarınız?

-kurtar beni! kendinden de, benden de. öyle davran ki, artık birbirimizle uğraştan vazgeçelim, ben de sana karşı daha uysal olayım.

aşırı sarhoşluktan ve dünyayı unutmuşluktan yorgun, solgun. yan yana yürüyerek geldiler ve önlerine baktılar; oyunda, gülmekte ve uykuda olduğundan çok birbirinden uzaklaşmış olarak. sonra yukarıda dilsiz kucaklaşmalar; ne kanuna karşı gelerek ne de ona uyarak yapılan dilsiz ödevler. ama uzun uzadıya değil. değil artık uzun uzadıya.

-ben duygularımı soydum ve giyisilere soktum.
-için mi söylüyor bunu bana?
-içim! durup dinlenmeden aradım, uzun yıllar araştırdım, ama içimde bir kimseye rastlamadım hiç bir zaman.