Ana Sayfa

hatıra defteri (sıkıntı)

20 ağustos 2005
güz gibi yaz

ikilikler içinde yaşamanın getirdiği yorgunluk eklemlerimde yer etti yine. sosyal normların baskısı ağırlıklarını koydu.
artık, bu yaştan sonra anlaşılmıyorum duygusunu hala yaşıyor olmam büyümediğim anlamına mı geliyor, yoksa kimse kimseyi anlamak için hala uğraş vermiyor anlamına mı geliyor?
her ne ise de, sosyal normların, ikili ilişkilere olan baskısının ilişkidekilerle çözüme ulaşacağı ve ulaşması gerektiği su götürmez.

yaşamıma müdahele istemiyorum.
sıkıldım…

Bir yorum var

Yazı ile ilgili yorumları en son yorumlardan başlayarak tarihe göre sıraladık.
Yorum Yaz | Takip Et
  • Bakus :

    "gelir dalgın bir cambaz.
     geç saatlerin denizinden.
    üfler lambayı.
    uzanır ağladığım yanıma.
    danyal yalvaç için.
    aşağıda bir kör kadın.
    hısım.
    sayıklar bir dilde bilmediğim.
    göğsünde ağır bir kelebek.
    içinde kırık çekmeceler.
    içer içki üzünç teyze tavanarasında.
    işler gergef.
    insancıl okullardan kovgun.
    geçer sokaktan bakışsız bir kedi kara.
    çuvalında yeni ölmüş bir çocuk.
    kanatları sığmamış.
    bağırır eskici dede.
    bir korsan gemisi!
    girmiş körfeze."

    (bkz: ece ayhan)

    17 Aralık 2005, Cumartesi |

Yorumlarınız?

-kurtar beni! kendinden de, benden de. öyle davran ki, artık birbirimizle uğraştan vazgeçelim, ben de sana karşı daha uysal olayım.

aşırı sarhoşluktan ve dünyayı unutmuşluktan yorgun, solgun. yan yana yürüyerek geldiler ve önlerine baktılar; oyunda, gülmekte ve uykuda olduğundan çok birbirinden uzaklaşmış olarak. sonra yukarıda dilsiz kucaklaşmalar; ne kanuna karşı gelerek ne de ona uyarak yapılan dilsiz ödevler. ama uzun uzadıya değil. değil artık uzun uzadıya.

-ben duygularımı soydum ve giyisilere soktum.
-için mi söylüyor bunu bana?
-içim! durup dinlenmeden aradım, uzun yıllar araştırdım, ama içimde bir kimseye rastlamadım hiç bir zaman.