hatıra defteri (sıkıntı)
20 ağustos 2005
güz gibi yaz
ikilikler içinde yaşamanın getirdiği yorgunluk eklemlerimde yer etti yine. sosyal normların baskısı ağırlıklarını koydu.
artık, bu yaştan sonra anlaşılmıyorum duygusunu hala yaşıyor olmam büyümediğim anlamına mı geliyor, yoksa kimse kimseyi anlamak için hala uğraş vermiyor anlamına mı geliyor?
her ne ise de, sosyal normların, ikili ilişkilere olan baskısının ilişkidekilerle çözüme ulaşacağı ve ulaşması gerektiği su götürmez.
yaşamıma müdahele istemiyorum.
sıkıldım…
"gelir dalgın bir cambaz.
geç saatlerin denizinden.
üfler lambayı.
uzanır ağladığım yanıma.
danyal yalvaç için.
aşağıda bir kör kadın.
hısım.
sayıklar bir dilde bilmediğim.
göğsünde ağır bir kelebek.
içinde kırık çekmeceler.
içer içki üzünç teyze tavanarasında.
işler gergef.
insancıl okullardan kovgun.
geçer sokaktan bakışsız bir kedi kara.
çuvalında yeni ölmüş bir çocuk.
kanatları sığmamış.
bağırır eskici dede.
bir korsan gemisi!
girmiş körfeze."
(bkz: ece ayhan)
17 Aralık 2005, Cumartesi |