Ana Sayfa

sen uyurken

sen uyurken ben seni izliyorum; uyanık tüm algılarım. yaşadığın çocukluğunu görüyorum yüz çizgilerinde ezebere biliyormuşum gibi, kendi çocukluğummuş gibi… sen uyurken çocukluğun uğruyor yüzüne her defasında, yok oluyor yaş belirgeçlerin, sorgu ifadelerin, yorum yorgunlukların, yaşam kırgınlıkların, hüzünlerin, öfkelerin… masumiyetin yüzü uykuya daldığın her defada yerini alıyor yaşanmışlıklarla dolu yüzünde, hatta bedeninde. yaşanmışlıklar yerini çocuksu düşlere bırakıyor…

sen düşsel gezilerinde dolaşırken çıplak ayaklarınla, oyunsal tozlar kaplamışken minik giyisilerini, ellerinin çocuksu kirliliği yanaklarının altında birleşmişken uykulu, saçların darmadağın olmuşken yorgun oyunlardan, ben bu ikiliği anlamlandırmaya çabalamadan keyfini sürüyorum izlencemin. bu ikilik anlamlı bir ikilik, gece ve gündüz gibi olağan…

sen uyurken tüm bunları görüp ve düşünüp, özlüyorum tüm içtenliğimle elimde olmadan yanıbaşımdaki seni…

duygusal parçalara bölüp seni, karar veremiyorum şu anda hangi seni özlediğime…
ve önemsemiyorum…
önemsediğim; hangi seni istersem onu özlemeye karar verebilmeyi öğreneceğim…
ve usulca yanına uzanıyorum yeni düşsel gezintilere…

Yorum yok

Yazı ile ilgili yorumları en son yorumlardan başlayarak tarihe göre sıraladık.
Yorum Yaz | Takip Et

Yorumlarınız?

-kurtar beni! kendinden de, benden de. öyle davran ki, artık birbirimizle uğraştan vazgeçelim, ben de sana karşı daha uysal olayım.

aşırı sarhoşluktan ve dünyayı unutmuşluktan yorgun, solgun. yan yana yürüyerek geldiler ve önlerine baktılar; oyunda, gülmekte ve uykuda olduğundan çok birbirinden uzaklaşmış olarak. sonra yukarıda dilsiz kucaklaşmalar; ne kanuna karşı gelerek ne de ona uyarak yapılan dilsiz ödevler. ama uzun uzadıya değil. değil artık uzun uzadıya.

-ben duygularımı soydum ve giyisilere soktum.
-için mi söylüyor bunu bana?
-içim! durup dinlenmeden aradım, uzun yıllar araştırdım, ama içimde bir kimseye rastlamadım hiç bir zaman.