Ana Sayfa

gündüz düşleri / epizod 4,5 05Mar11 | 0

çoğullayalım kendi kendimizi kendiliğimizde:

buğulu işitsel algının seyr-ü seferlerinde,
ruhun kendini dış ve iç görselliğiyle
ikilemesi kesintilerle sürmeli…

gündüz düşleri / epizod 4 05Mar11 | 0

dalgalanan saçlarının her telini örgütlüyorum kapkara gözlerinde..

şimdi… şu an… her an… 05Mar11 | 0

alt “kült”tür !!!…
sev onu.
pamukçuklarını yiyip sindirip tükürme iştahına tutsak kalmadan…

tek söz oluk 05Mar11 | 0

uçucu bir boşluktu
sona ermeyecek sandığımız…

sihirli yıldız tozlarını serpiştirdi
önce ve hep
bedenlerine ve dirilmiş ruhlarına tüm hükmediciliğiyle.
yaralı parmaklarının sonsuzluğa öykünen
maceralarından bir zerresinde, yine
yeryüzüne dokunmadan süregiden
kirpiklerini ay ışığına yasladılar
tane tane…
kirpiklerinin okları kendi danslarını raksediyorken

tenleri ve “ben”leri boşlukta
salına salına asılı…
silüetlerinin eskiz çalışmaları
evrenin derinliklerinde damarlarla kazılı
dipsiz boşluğun baloncuklarında ayrışmış ruhları
demirin çekim gücüne direniyordu.

serzeniştir “mani”ler…

loşluğun zerreciklerinde
kan damarları hızlanır.
hızlandı…
akıncılar toplandı devasa üçgen gezegeninin
bütüncül varoşlarına.

parmak uçlarından akan irtifanın asil damlataşları !

gece
yakıcı bir boşluğa uzanıyordu
şamanist yıldızların tozlarını serpiştirdiği
evrene, aya ve ışığının dansına
ve sona ermeyeceğini sanrıladığımız
yıkıcı boşluğa…

kısır döndü yamaçtan düştü.. 07Jan11 | 0

çürümeye yüz tutmuşken, uyanıverdi. kokuşmuştu ama. ihtiyacı olan epilepsi nöbetlerinden yalnızca bir atımlığı, ki en narini ve atak olanıydı o, kısa aritmik titrekliğiyle yanından teğet geçerken, uyuyakaldı, çürümeye az kalmışken…parmaklarının ve dudaklarının yarı aralığında soluyan tüketim farelerinin misyon hazırlıklarını düşlerken bilinçaltı odacıklarında, uyanıverdi…kan ve revan. kırmızının kıvılcımı çarşafın ucunda tütsüsünü süslerken adım adım ve sonra koşar adım yayılmaya başlamışken, yangın yerini sezebildi kirpiklerini yolarken. bitkinliğine aldandığı ilk an oyuna gelecek, uyuyacak. uyudu…elektrotların sinsi yürüyüşleri yalnızca kan emici vatozlarını yapıştırabilecekleri sanrısallara doğru yöneldiğinde, karabasan kuytu köşesinden açılarak savaş ilan etti. uykusunda uyandı…tüm gözeneklerinden özenle fışkıran kan damlacıkları…çürüme, kokuşmayı takibe aldı. kurtçuklar sabırsızca ve arsızca danslarını sürdürürken, hızla yok olan milyarlarca yok olmuşluk miladın ilanıyla başlamıştı…kendi ölümüyle karşılaştıkça..

-kurtar beni! kendinden de, benden de. öyle davran ki, artık birbirimizle uğraştan vazgeçelim, ben de sana karşı daha uysal olayım.

aşırı sarhoşluktan ve dünyayı unutmuşluktan yorgun, solgun. yan yana yürüyerek geldiler ve önlerine baktılar; oyunda, gülmekte ve uykuda olduğundan çok birbirinden uzaklaşmış olarak. sonra yukarıda dilsiz kucaklaşmalar; ne kanuna karşı gelerek ne de ona uyarak yapılan dilsiz ödevler. ama uzun uzadıya değil. değil artık uzun uzadıya.

-ben duygularımı soydum ve giyisilere soktum.
-için mi söylüyor bunu bana?
-içim! durup dinlenmeden aradım, uzun yıllar araştırdım, ama içimde bir kimseye rastlamadım hiç bir zaman.